İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.
Albert Camus
Tüm İnsanlık
Az önce çok uzun zamandır söylemek istediğim bir konu hakkında yazı yazıyordum. Bunu paylaşacaktım ama yarıda bıraktım yazmayı. Çünkü gerçekten o kadar sıradan bir konuyduki, ne bi karşı çıkanı nede bir faydası olacaktı.
Bu dünyada en çok nefret ettiğim insanlar hakkında yazıyordum. Hani şu kendi beynini kullanmayan, herşeyi başkalarından bekleyen, birisi demese su içmeyi bile düşünmeyen, her zaman başkalarını takip eden, birisi bişey yapsada bende ondan bakıp yapsam diye düşünen, beynini kullanan insanların baş belası olarak gördüğü, asalak, gereksiz, insanı deli eden, iyilik yapmaktan bezdiren, kendini zeki sanan geri zekalılardan. Yazabileceğim bir sürü olumsuz şey daha ama gerek yok. Çünkü onlar hayatlarından gayet memnun.
Kendi beyinlerinin böylesine işe yaramaz olduğunu nasıl kabul ediyorlar anlayamıyorum. Belkide hayatın şifresi budur. İnsan türünün bir asalak olarak daha mutlu yaşayabileceklerini kanıtlıyorlardır. Ama yinede aynı türden birinin paraziti olmak zorundalar. Yani insanlar olmadan yaşamaları mümkün değil. Belkide onlarda aklını kullanan insanlar hakkında benzer şeyleri düşünüyorlardır : "Şu aptala bakın, 50 senedir çalışıyor, kendini yiyip bitirdi ama elde ettiği tek şey mutsuzluk ve 9 tane tahta.". Belkide gerçektende o kadar aptal değillerdir, böyle bir cümleyi kurabilecek kapasiteleri vardır. Ama bilmeleri gereken bişey varki asalaklar olmasa aklını kullanan insanlarında %100`ü çok çok daha mutlu olurdu. 9 tane tahta ise zaten kaçınılmaz son...
Bir hikaye anlatacağım. Evvel zaman içinde, koca bir krallığı yok etmek isteyen güçlü bir büyücü varmış. Ve bunu başarabilmek için krallıkta yaşayan herkesin su içtiği kuyunun içine büyülü bir iksir atmış. Sudan içen herkes çıldıracakmış. Ve kral halkının öylesine değiştiğini gördüğünde paniğe kapılmış. Şehri terk etmeye hazırlanıyormuş ki kraliçe onu durdurmuş.
Şöyle demiş :
- Hadi bizde o kuyudan su içelim. Bizde aynen onlar gibi olalım.
Böylece ikiside toplu çılgınlık kuyusundan su içmişler ve kısa bir süre sonra tebaları kadar çılgın bir hale gelmişler. Böylece kral huzur içinde ülkesini yönetmeye devam etmiş, ömrünün sonuna kadar.
Yani, çevrendekilerin düşündüğü gibi düşünmeyi öğrenebilirsen herşeyin üstesinden gelmeyi başarabilirsin. Dışardakilerin bizden daha az deli olduğunu mu sanıyorsun?
Anonim
Veronika Decides To Die (Veronika Ölmek İstiyor) isimli filmde 00:22:13~ civarlarında geçen bir diyalog.
Bir kaç tahtası eksik ama olsun. Beynim kafatasımın içerisinde olduğu sürece bir yolunu bulurum...
Murat Demir
Tüm İnsanlık
Hayat hepimize aynı etkiyi uygulamıyor ki biz de ona aynı tepkiyi gösterelim!..
Murat Demir
Tüm İnsanlık
Eğer ideallerin için savaşırsan sonunda yok olursun!..
Jim Carrey
The Majestic (Majestic) isimli 2001 yapımı filmde 01:54:06~ civarlarında söylenen bir söz.
Bu yazı belki hayatımın ilerleyen zamanlarında karşıma çıkacak ama bunu umursamıyorum ve umursamayacağım. Ayrıca belirtmek isterim ki bu yazı bir isyan veya sinirin oluşturduğu kısa süreli bir düşünce değildir. Yıllardır düşündüğüm bir konu ve bir kaç ay önce verdiğim bir kararın sonucudur. Düşüncemi destekleyen ve desteklemeyen bir çok şey yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Bu konuyla ilgili izlediğim filmlerde cabası. Açıklamaya çalıştığım şey şu ki: Kendimden eminim ve net bir şekilde söylüyorum. Aradığınız kriterlerin canı cehenneme...
Evet, biliyorum piskolojim bozuk ama bu bozuk olan beyin hücrelerimin ürünü değil. Sağlam kaldığını düşündüğüm hüclerin son çığlığı.
Yaklaşık 6 yıl önce kendime bir hedef belirledim ve tüm planlarımı eksiksiz bir şekilde gerçekleştirdim. Teoride hepsi mükemmeldi. Herşey iyi güzeldi ama hiç sonuç yoktu. Zamanla basamaklar bittiğinde ve ayağımı yere bastığımda kendimi hep sıfırda buldum. İstediğim şeye ulaşabilmek için yapmam gereken herşeyi yapmıştım ama sonuç hep sıfır oldu. Hayat bu, hiç kimseye hiç bir zaman adil olmadı ve hiç bir zamanda adil olmayacak. Hayat böyleyken hayatın içindekilerin adil olmasını beklemekte çok yanlış oluyor.
Şimdi durumu biraz daha daraltalım. Hayatın genelini bir kenara bırakıp asıl konumuza yaklaşalım. Şirket şirket dolaşıp, özgeçmiş gönderip duran kişilerden değilim. Staj için başvurduğum tek şirkete kabul edilmedim ama yinede iş konusunda şanslıyım. Çünkü özgeçmişimi gönderdiğim 6 şirketin bir tanesinde çalışıyorum. Yaklaşık 3 yıl oldu. Yazılım sektöründe çalıştığım ilk ve tek şirket. Diğer 5 şirketin bir tanesine laf olsun diye, diğer üçüne isteyerek ve kalan bir tanesinede gerçekten isteyerek başvurmuştum ama olmadı. Bu durumun asıl acı kısmı ne biliyor musunuz? Kendimi geliştirirken hep beni kabul etmeyen şirketlerin kullandığı yazılım araçlarını göz önünde bulundurdum. Oysa beni kabul eden ve 3 yıldır çalıştığım şirketin yazılım araçlarından ise nefret ettim ve hep karaladım. Genelde haklı ama bazende haksız yere karaladım. Hem piskolojik, hem maddi, hemde düşünce tarzı yüzünden. Beni tanıyorsanız bilirsiniz. Açık kaynağı çok severim, açık kaynağı destekleyen şirketleride sever ve desteklerim. Hayatımı resmen açık kaynak üzerine kurdum. Hep açık kaynaklı yazılımlar ve kütüphaneler ile ilgilendim. Kendimi hep bu yönde geliştirdim. Hobi olarak uyguladığım tüm projelerimi tamamen açık kaynak kodlu olarak yayımladım ve tamamen açık kaynak kodlu kütüphaneler ile geliştirdim. Bildiğim, öğrendiğim, kullandığım herşey açık kaynak kodlu. Evde ve kişisel her işim için 4-5 yıldır hep linux kullanıyorum. Bir yıl önce aldığım cep telefonum bile linux çekirdekli(android). Firefox`u 1.5 sürümünden buyana kullanıyorum. Yüzlerce kişiye önerdim ve önerdiğim kişilerin 99%`u Firefox kullanıyor. Bu yüzden etrafımdaki bir çok kişi Mozilla şirketinden para aldığımı bile düşünüyor. Amarok`u ise tanıştığım ilk günden itibaren kral ilan ettim. Benim için daha iyi bir yazılım yok. 2.0 versiyonu ile anlaşmaya başlayınca bu krallığını tamamen perçinledim. İşim, hobim, gereksinimlerim hep açık kaynak olsun istedim ama olmadı. İş konusunda bir türlü birleşemedik. Açık kaynak kodlu dilleri, platformları kapalı kaynaklılarından çok daha iyi biliyorum ama bu hiç bir işeme yaramıyor. Çalıştığım şirkette bu yönde bir çok değişim yaptık ama tahmin edersiniz ki bu bir yere kadar olur. Artık daha ilerisi yok. Gelirimi 3 yıldır kapalı kaynak karşılıyor. Bundan hiç memnun değilim ama fazla seçeneğim yok. Yapabileceğim herşeyi yaptım ve artık sıkıldım. Bir kaç ay öncesine kadar işimi çok severdim. Beni tanıyan herkes manyak olduğumu düşünürdü. Gerçi yine manyak olduğumu düşünüyorlar ama sebep şimdi daha farklı. Önceden teknoloji haberlerini sürekli takip ederdim ama bir kaç aydır sadece 3-5 haber okumuşumdur. Artık hiç bir haber beni heyecanlandırmıyor. Diğer arkadaşlarımla birlikte yaptığımız, planladığımız projelerin hepsini bıraktım. Hemde tek kelimeyle. Hayatımda yazılımla ilgili olan herşeyin üzerini çizdim. Geriye sadece işimi ve tek sahibi olduğum bir site ve bir kaç tane projemi bıraktım. Bu projelerimide bir aydır hiç açmadım bile. Hayatımda bu yüzden müthiş bir boşluk oluştu. Bu boşluğu müzik-dizi-film-oyun ve dışarı çıkarak dolduruyorum aylardır. Sevdiğim oyunları oynayabilmek için kendime bir NINTENDO WII aldım. Bir sürü oyun edindim. Her fırsatta oynuyorum. İş dışındaki hayatımda artık hiç iş yok diyebilirim. Uzun bir süredir bu böyle. Artık iyi bir getirisi olacaksa girişeceğim projelere. Aksi halde asla. Hobi olarak yaptığım projelerimede daha az önem verip devam edeceğim.
Hayatımın geneline tekrar dönelim. Artık hiç bir konuda idealist falan değilim. Ben artık bu duyguyu sildim attım. Ne dünya umrumda, ne ülkem, ne işim nede başka birşey. Kim ne yaparsa yapsım. Bana dokunmayan yılanda bin yıl yaşasın, bana dokunan yılanda bin yıl yaşasın. Hiç bir şey umrumda değil. Birşeyleri değiştirmeye çalışmaktan sıkıldım ve bıktım. Artık hiç bir şeyi değiştiremeyeceğimi öğrendim. Kaderimizde yazılıysa yaşarız aksi halde rüyamızda bile görmek bizim elimizde değil.
Herkes karşısındakinin dürüst olmasını ister ama hiç kimse dürüstlüğe artı puan vermez.
İşte bunlar yüzünden kendimden eminim ve tekrar söylüyorum. Aradığınız kriterlerin canı cehenneme...
Not 1: Aslında umrumda değil, ne düşünürseniz düşünün ama bu yazının devamını okumak fikrinizi değiştirecektir. Henüz yazmadım ve ne zaman yazarım bilmiyorum ama bir ara halledeceğim onuda.
Not 2: Siz
ne kadar çok şey öğrenirseniz öğrenin. Sakın size faydası olacağını
sanmayın! Unutmayınız ki Hayat size hep çalışmadığınız yerlerden
soracak...
Not 3: Eğer bu bir hata ise, bu ilk hatamda olmayacak son hatamda olmayacak.
Not 4: Sakin ol, rahatla. Biraz eğlenmeyeceksek deli olmanın anlamı ne?
Siz ne kadar çok şey öğrenirseniz öğrenin. Sakın size faydası olacağını sanmayın! Unutmayınız ki Hayat size hep çalışmadığınız yerlerden soracak...
Murat Demir
Tüm İnsanlık
Merhabalar Arkadaşlar,
Bu yazıyı size söylemek istediğim birkaç şeyi bilmenizi istediğim için uzun zamandır yazmayı düşünüyordum. Bazı düşüncelerim tam oturmamıştı ve hazır olmak deyimine biraz uzaktım. Şimdi sakinim ve hazırım sanırım.
Bu yazıyı okurken zaman zaman gülebilirsiniz. Aslında güler misiniz ağlar mısınız bilmiyorum ama bu benim için hiç önemli değil. Bu yazıyı okuduğunuz günün ertesi günü beni ilgilendiriyor. Tabiki düşüncelerinizi öğrenmeyi kesinlikle istemiyorum fakat zamanı gelince benim için önemli olacak.
Düşüncelerim doğrultusunda sizlere hep düşündüğümü olduğu gibi söylemeyi tercih ettim. Tahmin edersiniz ki bunlar hep olumsuz ve kötü şeylerdi. Sizlere bunları söylerken bazen bana küfrettiniz, bazen hak verdiniz, bazen umursamadınız, bazen doğru olduğunu düşünüp bişeyler yapmaya çalıştınız. Kiminiz bir süre sonra bana haklı olduğumu söylediniz ama bu tamamen yanlış, bunu bana söyleyen yanılıyor!.. Bunu duyduğumda çok sevinmiştim açıkcası, iyiki yapmışım demiştim. Ama şimdi tüm bu yaptıklarımın tamamen yanlış olduğunu düşünüyorum.
Siz bana bişey sorduğunuzda ben size şöyle diyordum;
Bu liste o kadar çok uzar giderki ne sayısını tahmin edebilirim nede kırıcılığını. Kendimi "Bunu sizin için yapıyorum" gibi saçma sapan bir bahaneyle savunuyordum. O zamanlar biraz haklı görüyordum kendimi. Çünkü sizlerin bilgisayarı öğrenmek istediğinizi, mesleğinizin bilgisayar programcısı olacağını sanıyordum. Bu tabiki olamadı. Zaten öyle olsaydı bile bu yinede beni haklı çıkartamaz. Her ne kadar bazılarınız bunun sizler için iyi olduğunu düşünsenizde bu yaptıklarım kesinlikle olumlu bir etki yapmaz. Belki teorik olarak artıları var ama bu gerçek hayatta tamamen saçmalık. Çoğunuzun artık bilgisayarla işi yok, program yazmak gibi bir hedefiniz yok. Aptal bir meslek yüksek okulunda dersleri kopya ile birlikte geçip mezun olacaktık. Ardından öyle bir ders varmıydı diye düşünecektik. Ama bunu bilmiyordum. Kimsede söylememişti, hiç böyle bir konusu olan filmde izlememiştim. Bilemezdim böyle olacağını. Neyse iyi senaryoyu düşünelim. Programcı oldunuz, programlar yazıyorsunuz.. Araştırmayı öğrendiniz, yine soru soracağınız birisi var ve yine aynı cevapları almaya devam ediyorsunuz. Bu kişi maalesef yine ben. Yine aynı şekilde aptalca düşüncelere sahiptim. Sizde yine alacağınız cevabı bile bile soruyordunuz. Belki şeytana uyar bir kaç şey söyler hatta yapar diye. Ama nafile..
Sebep ne olursa olsun sizlere böyle davranmam tamamen yanlıştı. Bu yüzden çoğunuzu kaybettim. Sizlere böyle davrandığım için üzgünüm. Hepinizden özür dilerim. Umarım benim bu aptalca düşüncelerimi düşünüp hayatınızda değişiklikler yapmamışsınızdır. Eğer yaptıysanız bunu telafi edemem ama gerçekten üzgün olduğumu bilmenizi isterim.
Böyle düşünmeme sebep olan olaylar zincirini kaç aydır yazmaya çalışıyorum inanın ben bile bilmiyorum artık. Her seferinde sakince başlıyorum ama ilerleyen paragraflarda piskopata dönüşüp cümleyi bile bitiremeden attırıyorum şalterleri. Bu yüzden tam bir zaman veremeyeceğim ama en kısa sürede bu yazı dizime kaldığım yerden devam edeceğim.. Bu arada ben hala bencilim...
Bazı durumlardan ötürü yazmaya uzun bir ara vermek zorunda hissetmiştim kendimi. Çünkü yazdıklarım internette yayımlanabilecek türden değildi. Neyseki son zamanlarda alışmaya başladım sanırım. Bunu insanların %90`ı yapabiliyorsa bende yapabilirim sanırım. Madem hayat böyle alışmak lazım bir şekilde. Başka çare yok çünkü. Ama artık şunu biliyorum ki; istemek ve en iyisini yapmak yeterli olmuyor. Kaderde yazılanlardan başka bişey gelmiyor insanın başına? Neyse benle alakalı olarak bu kadar bilgi yeterli sanırım:)
Hamsi Manager`ın yeni sürümü üzerinde çalışıyorum ama son bir iki haftadır pek ilgilenemedim. Yeni sürüm için düşündüklerimi tamamlayamasamda bir iki hafta içerisinde yeni sürümü yayımlamak durumundayım çünkü aradan epeyce zaman geçti. Eklediğim özellikler şuanda çalışabilir durumdalar ama çok fazla test edemedim ve mutlaka eklemem gereken bir kaç işlem daha var. Bunların yanında yapılacaklar listemde kaç madde var saymayı bile bıraktım artık o derece:). Bazıları gerçekten hoş ve eşsiz özellikler ama iyice düşünüp mükemmeli ortaya çıkarmak gerekiyor. Her zaman sözünü ettiğim alt yapıya gelince işte şimdi herşey yoluna girmeye başladı diyebilirim. Herşeyi modüler ve dinamik bir yapıya uydururken saçma yöntemlerden sıyrılıp daha mantıklı ve performanslı yöntemler uygulamaya başladım. Şuanki alt yapıda ilk sürümlerden kalan bir kaç kötü yöntem kalsada genel olarak çok iyi durumda diyebilirim. 1.0 sürümünü duyurmadan her şeyin mükemmel olmasını istiyorum ama bakalım bu bir kaç ay daha zaman alacak sanırım. Amarok ile haşır neşir olmaya başlayınca aklıma çok daha güzel şeyler geldi:). Bir kısmını bu sürümde yaptım/yapacağım. Neyse sözü daha fazla uzatmayayım. Kısacası işler biraz yavaş olsada tıkırında ilerliyor.
Hamsi Cover`ın yeni sürümünü ise dün yayımladım. Bir kaç yeni özellik ekledim ve bir çok hata giderdim. Bunun alt yapısı ise biraz eskide kaldı. Hamsi Manager ile ortak kullandığım modülleri tekrar elden geçirmem lazım ama bunu kısa zamanda yapıp test etmek zor olacağı için bir sonraki versiyona erteledim. Böylesi daha iyi oldu sanırım. Elimde sağlam çalışan bir sürüm varken ve yeni versiyon beklenirken zaman alacak bir işlememe kalkışmayı pek istemedim. Yapacağım bir çok değişiklik söz konusu ve bunun sonucunda önemli bir performans getirisi olacak. Ama bunu şimdilik biraz ertelemek durumundayım. Ayrıca kullanıcıların bir kaç isteği ve benimde yapılacaklar listemde bir kaç ek özellik daha bekliyor.
Hamsi Singer`da ise işler daha yavaş çünkü ekleyecek hiç bir özellik bulamıyorum artık:). 7/24 kullanıyorum ve hiç bir eksikliğini göremiyorum. BUfak tefek bir kaç hatayı gidermiştim geçenlerde ve bir kaç gün içinde yeni bir sürüm yayımlamayı düşünüyordum ki bugün bir mail aldım. Gönüllü bir alman arkadaş bunu almanca diline çevirmek istediğini yazmış bana. Bende en acilinden bir cevap yazdım tabi:). Bir kaç konudan ve yapılması gereken bir iki işlemden bahsettim. Bakalım artık, hayırlısıyla 1-2 hafta içinde almanca dilinide destekleyecek sanırım. Hamsi Cover için bahsettiğim alt yapı geliştirmelerinin aynısı bunun içinde geçerli durumda. Yani bununda performans geliştirmelerine ihtiyacı var. Ama ekleyebileceğim hiç bir özellik kalmadı:). Bu iyi bişey mi yoksa kötü bişey mi bilemiyorum ama içim rahat:).
Diller için ufak bir durum özeti yapacak olursak;
Hamsi Manager : Türkçe, İngilizce ve Brezilya Portekizcesi dillerine sahip
Hamsi Cover : Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Çekçe dillerine sahip
Hamsi Singer : Türkçe, İngilizce dillerine sahip ve Almanca dili yakında gelecek:)
Web sitem için bir çok şey düşünüyorum ama karar veremiyorum. Bir taraftan Drupal 7`ye geçmek istiyorum ama şüphesiz bazı kısımları yeniden yapmak epeyce zaman alacak. Diğer taraftan en kısa sürece ingilizce desteğini geliştirmem lazım. Bunu yerel test sunucumda deniyorum, henüz bir sıkıntı yapacak bir duruma rastlamadım ama epeyce zaman alacağı için hemen başlayamıyorum. Bide Drupal 7`ye geçince bu yaptıklarımda geçersiz kalabilir. Bu yüzden Drupal 7`ye geçip ordan devam etmek istiyorum ama artı ve eksileri biraz dengede kalıyor sanki. Karar vermem lazım en kısa sürede. Yine yerel sunucumda Drupal 6`dan Drupal 7`ye geçişi yapıp iyice hesaplamam lazım artı ve eksileri. Geçenki sefer düşündüğüm kadar kötü değildi ama yinede önemli eksi noktaları vardı.
Hayatımda önemli başka bir kaç olay daha var ama bundan henüz bahsetmek istemiyorum. Şunu söyleyebilirim ki eğer olursa süper olacak.
Bunların yayında son zamanlarda çok film izlemeye başladım. Bide film arşivimi düzenlemeye başladım. Yarısı bitmek üzere diyebilirim. Dosya isimlerini falan düzelttim. Daha derli toplu bir hale getirdim. Bunu yapmak oldukça zaman alıyor ama bana bu konuda Hamsi Manager çok yardımcı oluyor. İyiki yazmışım bunu diyorum. Yoksa ne yapardım bilmiyorum. Dosya isimlendirme işlemlerini bitirdim sayılır. Dil seçeneklerine göre ilgili dizinlere taşıma işlemininde 80%`ini tamamladım sayılır. Bundan sonraki işlem daha fazla zaman alacak ama süper bişey olacak. Tüm filmlerimi GCStar`a eklemek bitirici darbe olacak. Böylece istediğim zaman istediğim tarzda istediğim filmi izleyebileceğim. "Kaç film için uğraşıyorsun?" diye güzel sorular sorduğunuzu duyar gibiyim:). Emin olabilirsiniz ki bu kadar uğraşa değecek kadar film için. Sayı vermeyi düşünmüyorum:). Nazar falan değer, neme lazım:)
Son zamanlarda ayrıca çok oyun oynamaya başladım. Nintendo 64, NES, SNES, SEGA, Mame vs vs gibi emülatör oyunlarına bayılıyorum. Çok iyi bir oyun arşivim var diyebilirim:). Emülatörleri en çok neden seviyorum biliyor musunuz? İstediğim zaman kaydediyorum ve yanınca hemen geri alıp bişey yokmuş gibi devam ediyorum:). Benim gibi oyun becerisi çok olmayanlar için süper bir güzellik:). Bide arada bir piskolojik olarak rahatlamak için sağa sola dönüp "gördünüz mü?" diye soruyorum. Yanımda kimse olmadığı içni "evet gördüm" diye bir cevap al(a)madığım için mutlu bir şekilde oynamaya devam ediyorum:).
Bide Mageia vardı. Bunun için son zamanlarda çeviri yapamıyorum çünkü çok fazla zamanımı alıyor ve benim o kadar fazla zamanım kalmıyor. Geçenlerde VirtualBox`a alfa sürümünü kurup denemiştim ve ekran görüntülerini paylaşmıştım. Ekran görüntülerindende anlaşılacağı üzere yapılması ve düzeltilmesi gerekn çok şey olmasına rağmen beni oldukça tatmin etmişti. Çünkü çıkalı daha 1-2 gün olmasına rağmen depoda bir sürü güncellemesi vardı. Bu güncellemeleri bu hafta sonu yapıp detaylı bir şekilde test etmeyi düşünüyordum ama Hamsi`lerle ilgilenmek zorunda kaldım. Tabi bide diğer işlerde vardı:). Neyse artık, en kısa sürede detaylı bir test yapacağım.
Aaaa bide bu hafta sonu VirtualBox`a Kubuntu 10.10
kurup KDE4.6 güncellemesi yapmak zorunda kalmıştım. Hamsi Manager ile
ilgili bir hata maili almıştım. Kullanıcı bu sistemde hata alıyordu.
Bende gözümle görmek için aynısına yakın bir sistem kurdum ve denedim.
Gerçekten hata var. Sebebi çözemedim maalesef, belki KDE4.6 ile ilgili
ufak bir sıkıntıdır ama çok saçma bişeydi. Neyse, bilinmeyen şeyler
saçmadı zaten hep:). Bi ara derinlemesine incelemem lazım. Nerde hata
verdiğini buldum zaten ama çözüm ne olacak henüz bulamadım. Bu arada
hatayı bildiren arkadaş Hamsi Manager`dan mağrum kalmasın diye PyKDE4`ü
devere dışı bırakıp çalıştırması söyledim. Buda şöyle oluyor :
python HamsiManager.py --PyKDE4=0
Böylece
geçicide olsa bir çözüm bulduk ama içim pek rahat değil çünkü kullanıcı
bir çok güzelliği kullanamıyor. En kısa sürede çözmem lazım durumu.
Başka
bir sürü şey daha var aslında ama bu akşamlık bu kadar yeter. İyice
çorba gibi oldu zaten yazı:). Daha fazla karıştırmayalım dimi ama:).
Bir sonraki yazı ile daha kısa bir süre içinde görüşmek dileğiyle, beni özleyin emi:)
Son yorumlar
3 gün 3 saat önce
4 hafta 5 gün önce
4 hafta 6 gün önce
10 hafta 41 dak önce
10 hafta 1 gün önce
26 hafta 3 gün önce
30 hafta 6 gün önce
33 hafta 3 gün önce
47 hafta 4 gün önce
51 hafta 4 gün önce